Açık davet: Bugün yaşadıklarımızdan kim sorumlu?

Bugün yaşadıklarımızdan kim sorumlu?
Sistem mi?
Toplumun genel düşünce anlayışı mı?
Bizim düşünce biçimimiz mi?
Bu soruyu kendime sorduğumda verdiğim cevabı ben biliyorum. Sizin için uygun cevabı da siz seçin ve paylaşın benimle. Bu köşeyi paylaşmaya açıyorum. Sizin yazdıklarınızı da yayınlayacağım bu köşeden ve yazdıklarınız “Paylaş(ı)yorum…” adıyla yer alacak…
Bekliyorum…

Bir bebek düşünün, dünyanın her hangi bir yerinde, ülkesini bilmediğimiz bu bebeğin dili, dünyadaki diğer tüm bebeklerle aynı. Üstelik tüm anneler o dili biliyor ve bebekler ile anlaşıyor.
Peki ya sonra, sonra ne oluyor?
Gülmeyi, sürünmeyi, yürümeyi, dinlemeyi, konuşmayı, okumayı, şarkı söylemeyi ve başka başka dilleri/duyguları öğrenmeye geçiyoruz.

Öğrenmeyle kendimizi şekillendiriyor ve yaratıyoruz, öğrenmeye devam ederek yeniden şekilleniyoruz. Öğrenmeyle şimdiye kadar hiçbir zaman yapamadığımız birşeyi yapar hale geliyoruz.
Neden öğreniyoruz? Neler öğreniyoruz? Nasıl öğreniyoruz?
Durun bir saniye, derin bir nefes alın (burnunuzdan), düşünün en son ne öğrendiniz?
Sizin seçiminiz miydi?

Değerli bir öneri
“Nasılsınız?” deyin kendinize. Cevabı duymak için susun, hareket etmeyin, bekleyin ve dinleyin. Cevap nerden geliyor ve ne diyor?

Değerli bir söz
“Her mücadele, her yenilgi, senin becerilerini ve gücünü, cesaretini ve dayanıklılığını artırır. Yani her bir engel seni daha iyi olmaya zorlayan yoldaşındır. Dönersen, vazgeçersen, onlardan kaçarsan; geleceğini fırlatıp atmışsın demektir. Vazgeçmek sevdiklerinin ihtiyaçlarını çalman demektir, duygularının efendisi ol ve seni üzmesine izin verme” Og Mandino

Değerli bir kitap
Dünyanın En Büyük Mucizesi, OG MANDINO; Epsilon Yayınevi,
Tanrı’nın muhtırası, Gönderilen: Sen, Gönderen: Tanrı
“Beni dinle. Sana bu dünyayı ve hâkimiyetini verdim. Sonra tam potansiyeline ulaşman için, bir kez daha sana elimi verdim, evrendeki hiçbir yaratığa bahşedilmeyen güçler verdim.
Sana düşünme gücü verdim.
Sana sevme gücü verdim.
Sana seçme gücü verdim.
Sana gülme gücü verdim.
Sana hayal etme gücü verdim.
Sana yaratma gücü verdim.
Sana plan yapma gücü verdim.
Sana konuşma gücü verdim.
Sana dua etme gücü verdim.
Seninle sınırsız bir gurur duyuyorum.
Sen benim son eserimsin, benim en büyük mucizemsin.
Tam bir yaşayan varlık. Her iklime, her güçlüğe, her zorlamaya uyum sağlayabilen. Benden yardım beklemeden kendi kaderiyle başa çıkabilen. Kendisi ve insanlık için en iyiyi, içgüdüleriyle değil düşünceyle gösterebilen. Böylece, başarı ve mutluluğun dördüncü kuralına geldik; hiçbir meleğime vermediğim bir güç bu.
Sana seçme gücü verdim.”